
“Mağusa’dan Galliga geçti…”
Kıbrıs futbolunun efsane imi Hüseyin Alder (Galliga) dün yaşamını yitirdi.
Mağusa Türk Gücü’nün efsane ismi, bir dönem Paralimni takımında da forma giyen Galliga, Perşembe günü Mağusa’da defnedilecek. “İki toplumlu futbolcular” isimli kitabın yazarı Dr. Okan Dağlı yaptığı paylaşımda kitap için Hüseyin Alder ile yaptığı söyleşiyi paylaştı.
Dr. Okan Dağlı’nın paylaşımı şu şekilde:
Hüseyin (Galliga) abiyle yıllar önce “İki Toplumlu Futbolcular” kitabım için konuşmuştum. İlginç futbol yaşamını birinci ağızdan dinlemiş, futbol oynarken da canlı olarak izlemiş biri olarak onunla ilgili tarihe not düşmek gerekirdi diye düşünmüştüm. Onu hep hatırlayacağız…
Adanın futbolda efsanesiydi:
Mağusa’dan Galliga geçti...
Adı Hüseyin Alder. Bu isimle sorarsanız Mağusa’da kendisini tanıyanını bulamazsınız. Çünkü o futbolun ve Mağusa’nın bildiği isimle Galliga’sı. Hüseyin Galiga olarak da bilinir. 1942 doğumlu, Kıbrıs’ın ve Mağusa’nın efsane futbolcularındandır. İlk lisansını 16 yaşında Dumlupınar’da çıkarmış sonra MTG’ye geçmiştir. 1970’lerin başında, Kıbrıslı Türklerle Rumların çatışmalarının en civcivli günlerinde KOP 1.Lig takımlarından, Mağusa’nın yanıbaşında fanatik sağcıların köyü Paralimni’de futbol oynamıştır. Kah gizlenerek, kah saklanarak Cumartesi MTG’de, Pazar Paralimni’de gollerini atmıştır. Paralimni’de oynarken attığı golün fotoğraflarını sabah sabah Rum gazetelerinde gören KTFF Başkanı Ahmet Sami Topcan, Kıbrıs Türk Karması’nın kampında Galliga’yı odasına çağırır ve ona ‘Ankara’ya gidip gelde sonra hesaplaşırız seninle’ demiş!
Galliga, golcü bir forvet olarak başladığı ve 30 yıla yakın süren aktif futbolculuğunu 44 yaşında bir golcü olarak sonlandırır. Aşağıda bu maceralı futbol yaşamından kesitleri paylaşacağız sizlerle.
Mağusa Türk Gücü (MTG)’de oynarken Paralimni’ye nasıl geçtiniz?
Mağusalıların ve Paralimnililerin çoğu 1960 ve 70’li yıllarda Mağusa limanında çalışırdı. Ben de limanda idim. Limanda müdürümüz Paralimnili bir Rumdu. Benim futbolumu çok iyi biliyordu. Israr etti ve Paralimni’de bana lisans çıkardı. 1971 ve 1972 sezonlarında 2 yıl KOP 1.Liginde top oynadım.
O dönemler Kıbrıslı Türk ve Rumlar arasında gerilimli yıllardı. Sizin bu yıllarda Paralimni’de top oynamanız nasıl karşılandı?
Oynadığım Paralimni takımı da sağcı fanatiklerin takımı idi. Çoğu da limanda çalışanlardı, arkadaşlarımdı. İşin içine futbol girdimi, sağcılık-solculuk kalmazdı. Futbol başka bir şeydi. Futbol arkadaşlıktı. Mağusa’dan çıkınca Derinya’dan 5 dakikada Paralimni’ye varırdık. Ama orda gizli gizli futbol oynardım.
Peki bu gizli futbol oynaman nasıl deşifre oldu?
Omonia ile Kıbrıs Kupası yarı finaline kaldık. Ama yarı finalden önce çeyrek final maçımız Larnaka’nın Alki takımıylaydı... Tribünlerin önünden elimle düzelterek önüme bir top aldım ve herkesi çalımlayarak gidip golümü attım. Göstere göstere bir gol atmış ama kale arkasındaki foto muhabirine yakalanmıştım. Pazar günü bütün Rum gazetelerinde bu golün fotoğrafı çıktı. Bizde ertesi gün Lefkoşa’da Kıbrıs Türk Karması olarak toplanıp Ankara’ya maç yapmaya gidiyorduk. Bizim sorumlumuz (KTFF Başkanı) Ahmet Sami Topcan futbola çok mereklı biriydi. Sabah sabah Lefkoşa’da Rum gazetelerini alıp benim fotoğrafımı görmüştü. Beni odaya çağırdı ve ‘Ankara’ya gidip gelde sonra hesaplaşırız seninle’ dedi bana.
Ankara’da ne oldu? Ülkeye geri dönüşte neler yaşadın?
Ankara’da maçlarımızı oynadık. Fakat beklenmedik bir anda Kıbrıs’tan bir arkadaşım gelip beni buldu. Hulusi (Onur) elinde Ankara-Beyrut-Kıbrıs uçak biletleri ile karşıma dikildi. ‘Köyde (Paralimni) herkes seni bekliyor, hemen gidiyoruz’ dedi. Ankara’da Cumartesi maçımızı oynamıştık zaten. Ahmet Sami’ye gidip ‘ben İstanbul’a gidiyorum’ dedim ve kaçtım. Kıbrıs’a Beyrut üzerinden dönüp yarı final maçını Omonia ile oynadık. Maalesef maçı 2-1 kaybettik. Fakat Omonia Kıbrıs’a geleceğimi duyduğu için Cemaat Meclisi Başkanı Denktaş’a gidip maçı oynamamı engellemek için ondan yardım talep etmiş. “Senin Kıbrıslı Türk, Rumların Paralimni takımında oynuyor, onu engelleyin” diyen Omonia’lılar, Denktaş’tan benim top oynamamı engellemek istiyordu.
Yani Omonia-Rauf Denktaş dayanışması ile engellenmek mi istedin?
Aynen öyle oldu. Bu maç zaten sonum oldu! Bu maçı oynadığım duyuldu. Hemen Lefkoşa’ya çağrıldım. Duyduğuma göre Cemaat Meclisinde konu olmuşum. Meclis bana birşeyler yapmasınlar diye karar almış. Bu karar Mağusa’ya (teşkilata) bildirilmiş. Canım kurtuldu böylece...
Sonra ne yaptın? Futbol hayatın nasıl devam etti?
Bu Omonia ile oynadığımız kupa yarı final maçı benim Paralim’de oynadığım son maçımdı. İki yıl boyunca hem Paralim hem de MTG’yi idare etmiştim. Cumartesi Mağusa’da oynarsam Pazar Parlimni’de maça çıkıyordum. Ama maçlar ayni güne çakışınca MTG’de oynamak zorunda kalıyordum. 10 takımlı bizim ligde 44 golle “Gol Krallığım’ var. Daha sonra sırasıyle Dumlupınar, MTG, Beyarmudu, Y.Boğaziçi ve Y.İskele’de hem futbolcu, hem de antrenör futbolcu olarak görev yaptım. Futbola forvet olarak başladım ve 44 yaşında forvet olarak bıraktım. Futbolu bıraktığım yıl, 44 yaşında idim ve o sezon 8-10 gol atmıştım.
Şu anda Paralimni’de beraber top oynadığın takım arkadaşların ile bir diyaloğun var mı?
Elbette var. İkisi ile çok yakın temasım var ve beni sürekli maçlara davet ediyorlar. Mutlaka bu yıl seninle Paralimni’nin maçlarına beraber gidelim.
Yazı İki Toplumlu Futbolcular kitabımdan alınmıştır




.gif)


HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.