Deniz Kalıbcıoğlu

Deniz Kalıbcıoğlu

Fransız Sineması

A+A-

3 haftalık büyük şov sona erdi. Tour de France 2021, pazar akşamı Paris’te son tangosunu yaptı ve perdelerini kapattı. Fransızların medarı iftiharı ve en büyük gövde gösterisi olan Tour de France, toplamda 21 etap ve 3414 km ile Fransa’yı uçtan uca dolaştı ve milyonlar televizyon başında bu tarihi, coğrafyayı ve kültürü yakından tanıma şansı buldu.

 

            21 etabın sonunda Slovenlerin yıldız çocuğu Tadej Pogacar, üst üste ikinci kez genel klasmanı kazanmayı başardı. Henüz 22 yaşında olan Pogacar Sarı Mayoyla birlikte aynı zamanda Dağların Kralı ve Gençler Klasmanı mayolarını da kazanmayı başardı ve bunu üst üste ikinci kez yapma başarısını gösterdi. Bu bir tarih demek aslında. 2020 Tour de France Genel Klasmanını Primoz Roglic’e 59 saniye fark atarak kazanan Pogacar, bu kez dominasyonunu ortaya koydu ve 5 dakika 20 saniye fark ile rakiplerine şans bile tanımadı. 22 yaşında bir sürücü için çok büyük bir gövde gösterisi ve itibar kazanımı bu. Peloton içerisinde bu kadar genç yaşta temelleri çok sağlam bir bina inşa ediyor Pogacar.

cna-t29f5f98105bf408a8ddbae5803aeafdd.jpg

            Pogacar profesyonel pelotona 2019 yılında 20 yaşında adım attı. O sene katıldığı İspanya büyük turu Vuelta a Espana’da genel klasmanda 3, puan klasmanında 2, dağların kralı klasmanında 4 ve gençler klasmanında 1. olarak tüm dikkatleri üzerine çekti. 20 yaşındaki bir sporcunun 3 haftalık turlarda bırakın dereceye girmesi, bitirebilmesi bile mucizeydi zira… 2020 yılında katıldığı tüm haftalık turlarda ilk 4 içerisinde yer aldı, geldi sonrasında Tour de France’ı kazandı. Tour de France’ı son 100 yılda kazanan en genç bisikletçi olmuştu Pogacar. Pandemi koşulları rahatlayınca yarışların sayısı da arttı 2021’de. O yine durmadı. 2021’de ise katıldığı 4 haftalık turda 3 genel klasman şampiyonluğu ve 1 genel klasman 3.lüğü yaşadı. Liege-Bastogne-Liege gibi bir anıtsal klasik kazandı.

 

            Tour de France’ın kaotik geçen ilk haftasını çok şanslı geçirdi Pogacar. Kazalardan sıyrılmayı başardı, 2. etaptan ağırlığını koymaya başladı. 5. etapta bireysel zamana karşıyı beklenmedik bir şekilde 19 saniye farkla kazandı, 7. etapta ise adeta “one man show” yaptı. Arkalardan ana gruptan koparak yaptığı atak, rakiplerini birer birer dökmesi, ağır viteste tırmanırken yanından geçen sürücülerin ona karşı korku dolu bakışları ve ele geçirilen sarı mayo… Tam bir Col de Colombiere meydan muhaberesi olmuştu, zafer Pogacar’ındı ama birçok gazi vardı... Dinlenme gününe 2 dakika fark ile gitmişti Pogacar…

cna-tc5c499d49f3a4998a079f870b05fb0a5.jpg

            İkinci haftanın başlarında geçilen Mont Ventoux etabında farkı 5 dakika üstüne çıkardı ve bir daha arkasına bakmadı. Tırmanış etaplarında ezip geçti herkesi. Sonrasında üst üste iki efsanevi dağ etabını, Col du Portet ve Luz Ardiden etaplarını da kazanmayı başararak, toplamda 3 etap galibiyeti ile genel klasman zaferini perçinledi.

 

            Tarihte Tour de France’ı en fazla kazanan isimler 5’er kez ile Jacques Anquetil, Eddy Merckx, Bernard Hinault ve Migual Indurain. Lance Armstrong’un kazandığı 7 genel klasman zaferi ise doping sebebi ile elinden alınmıştı. Yakın dönemde bu başarıya en çok yaklaşan isim 4 zafer ile Chris Froome olmuştu. Froome’un ilk zaferi 2013 yılında, 28 yaşında gelmişti, ikinci zaferi ise 2015’de 30 yaşında kazanılmıştı. Pogacar ise ikinci zaferini 22 yaşında kazandı. Önünde yüksek seviyede süreceği en az 10-12 sene daha var… Tarihin en büyüğü olması için önünde hiçbir engel yok…

cna-tceffed3ef76b4b6091fed01ee591c492.jpg

Bir parantez de Mark Cavendish için açmak gerek. 2008 yılında kazandığı ilk Tour de France etap zaferinin ardından geçen senelerde bu sayıyı 30’a çıkarmayı başaran Britanyalı sporcu, Eddy Merckx’in 34 etap galibiyeti rekoruna tarihte en yaklaşan isim olmayı başarmıştı. 2016 yılından sonra kariyeri düşüşe geçen sprinter, geçen 5 yılda bir türlü istediği forma kavuşamadı. Geçirdiği bir virutik rahatsızlık da bunun en büyük sebebiydi. Gittiği takımlarda istediği sprint trenlerini de bulamamıştı. Geçtiğimiz sene kendisi de dahil olmak üzere herkes bisiklet kariyerinin noktalandığını düşünmüştü, ta ki eski patronu Patrick Lafevre, ona QuickStep’in kapılarını açana kadar. Cavendish bu kıvılcımı alarak Yunanistan’da velodromda haftalar süren antrenmanlar yaptı ve Türkiye Turu’nda ilk meyvelerini aldı, artık geri dönmüştü. Tour de France kadroları açıklandığında Mark Cavendish’in ismi yoktu, aynı takımda çok daha formda bir sprinter olan Sam Bennett kadrodaydı. Sakatlığı sebebiyle tura günler kala Cavendish kadroya dahil edildi. Gökyüzünde yıldızlar sıralanmaya başlamıştı, artık eksik olan bir etap zaferiydi. İlk hafta sadece iki sprint etabı vardı, ilkini Tim Merlier almıştı. O etapta kaza yapan bir diğer favori sprinter Caleb Ewan, turdan ayrılmak zorunda kaldı. Sagan da yaralanmıştı, Cavendish adına işler iyi gidiyordu. Ertesi gün 4. etapta is eyer yerinden oynadı. Cavendish mükemmel bir sprint treni ile 5 yıl sonra ilk Tour zaferini kazandı. 31 olmuştu, rekora bir adım daha yaklaşmıştı. Ama her şeyden önemlisi, özgüveni yerine gelmişti. Sonrasında 3 etap daha kazandı ve 13. etap sonunda rekoru egale etmeyi başardı. Tüm bisikletseverler için çok duygusal bir andı. Yakın dostu ve şimdilerde Eurosport yorumcusu Bradley Wiggins ile konuşması, Eddy Merckx ile karşılaşmaları, takım arkadaşlarına teşekkürü ayrı ayrı tarihe geçecek anlardı. Son gün Paris’te bir sprint etabı daha vardı, o güne kadar dağlarda zaman limiti içinde kalabilmek için çok çabaladı, yeşil mayoyu da sırtında taşıdı. Son gün bir Hollywood hikayesi yazılabilirdi, ama Eddy Merckx’in vatandaşı Wout Van Aert, Belçika şampiyonluk mayosu ile buna engel oldu. Umutlar bir sonraki seneye kaldı Cavendish için, tabii devam ederse…

cna-t982398443dbe4a17a598e14c60eba006.jpg

Son parantez de Wout Van Aert, Mathieu Van Der Poel ve Matej Mohoric için. Van Der Poel, dedesi efsanevi “ikinci” Raymond Poulidor anısına bu yarışa ilk kez katıldı ve dedesinin hiç giyemediği sari mayoyu 5 gün boyunca sırtında taşıdı. Mayonun da hakkını çatır çatır verdi. Atak yaptı, savaştı ve kendini harcadı. Bu yeni jenerasyonun yarışma arzusu ve bisiklete bakış açısı gelecek için büyük umut veriyor. Matej Mohoric ise Roglic ve Pogacar gibi bir Sloven. 26 yaşındaki isim bu sene 2 etap kazandı, ikisini de kaçış ile kazandı. Muazzam bir “panache” sergiledi ve izleyenlere çok keyifli etaplar yaşattı. Ona da büyük bir saygı… Son olarak Wout Van Aert. “All-rounder” bisikletçi tanımı çok uzun zamandır tanımından biraz kaymıştı. Yeni jenerasyonun en önemli temsilcilerinden Van Aert, bu tanımı tekrar eski anlamına çekti ve öncelikle bir David & Goliath vari etap sonunda Mont Ventoux gibi bir canavarı mağlup etti, sonrasında ise bireysel zamana karşı etabını kazandı. Hem dağlarda hem düz yolda varım dedikten sonra son gün bir de sprint etabı kazandı ve bir nevi “hat-trick” yapmış oldu. Ama bu hat-trick tam anlamıyla bir hat-trick’di. Yani sağ ayakla, sol ayakla ve kafa ile aynı devrede gol atmayı başaran bir futbolcu gibi düşünebiliriz. Çok ender görülen doğa olaylarından birine tanık olmuş gibiydik…

 

Bu uzun yazı bu seneki Tour de France’da yaşadığımız duygusal patlamalara layık değil ama en azından şimdi önümüzde bizi heyecanlandıracak bir olimpiyat organizasyonu var. 2021 yazı güzel geçmeye devam ediyor. Giro, Euro 2020, Tour de France ve şimdi olimpiyatlar ile Vuelta. Youtube videolarının sonunda hep derler ya, “Takipte Kalın!”

Bu yazı toplam 583 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar