Serkan Soyalan

Serkan Soyalan

Okyanusu geçip, derede boğulduk…

A+A-

-Amcam’a…

 

serkan-soyalan-yorum.jpg

         Benim için satırların iç içe geçtiği, düşüncelerin buğulaştığı, klavyemin tuşlarına dokunurken, her yutkunduğumda boğazımda bir taş oluşarak yazdığım bir yazı bu.

            Belki de geç geldi, anca döküldü içimden dışarıya taşan dizeler.

 

***

            Mertdoğan Soyalan’ı kaybettik…

            Ben amcamı, bu ülke başarılı bir sporcuyu yitirdi.

            Bir daha eksildik, biraz daha yalnızlaştık.

 

***

            Meslek olarak eczacılığı seçmiş olsa da, çocuk yaşlardan başladığı spor yaşamına, hiç ara vermeden, yaşamı boyunca devam etmişti Mertdoğan Soyalan.

            Güreş sporuna kattıkları, kazandırdıkları asla unutulmayacak.

           

***

            Bir eğitimciydi esasında…

            Hatta beyinde o kanama olduğu zamanlarda öğrencilerini düşünüyor, sınav kağıtlarının hazırlıklarıyla uğraşıyordu. Uzunca yoğun bakımda kalıp, hastanenin servisine çıktığı zaman da aklında öğrencileri vardı.

            Babacandı, içtendi, samimiydi, en önemlisi de mükemmeliyetçiydi.

            Her şeyin bi-tamam olmasını ister, titizlenirdi.

            Güreş sporunda da birçok nesli yetiştirirken, bu titizliği gösterdi ve nice başarılı sporcular yetiştirdi.

 

***

            Az konuşurdu, ama özdü konuştukları.

            Nokta atışı yapardı.

            Sporcularına hep şunu söyledi:

            “Sporcu başarılıdan önce, ahlaklı olmalı…”

            Öyleydi… Öyle de yaşadı da kendisi.

 

***

            Sporculuğunun yanında uzun yıllar sağlık alanında farklı farklı hizmetlerde görev almış, son olarak da akademik kadro içinde yer alarak gençler yetiştirmeye devam etmişti.

            Vefatıyla birlikte Cumhurbaşkanı Ersin Tatar da bir mesaj yayımlayarak, “Çok uzun yıllar İlaç Eczacılık Dairesi Müdürü olarak görev yapmış, Güreş Milli Takımı’nın yıllarca antrenörü olarak hizmet vermiş Mertdoğan Soyalan’ın vefatını büyük bir üzüntü ile öğrenmiş bulunuyorum. Kendisine Allah’tan rahmet, ailesine ve sevenlerine başsağlığı dilerim” demişti.

***

            Çok zorlu bir süreçti geçirdiğimiz bir aylık yoğun bakım servisinde. Burhan Nalbantoğlu Hastanesi’nde doktorlarımızın özenli ve başarılı müdahaleleriyle, beyindeki kanama durdurulmuş ve uzun tedavi sürecinin ardından normal servise çıkmıştık.

            Biraz su serpmişti bu. Yavaş yavaş toparlamayı beklerken, bu kez kalpten geldi, acı haber.

            Yani okyanusu geçtik, derede boğulduk.

 

 

***

            Geride her daim güzelliklerle anılacak bir yaşam bıraktın bizlere, nice başarılı sporcular ve eczacılar ile birlikte…

            Işıklar içinde uyu, Koca Yürekli Adam…

            Bu ülke sporu, seni unutmayacak…

Bu yazı toplam 249 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar