KKTC Atletizm Federasyonu Başkanı Ferhat Sakallı, asgari ücretin, bütçelerin konuşulduğu günümüze spor için bütçe veya federasyonlara ayrılan kaynakların konuşulmadığını vurguladı, beş yıldır yürüttükleri görev süresince hedeflerin artık büyüdüğünü ancak tam da bu noktada sporun ne yazık ki siyasetin gölgesinde kaldığını belirtti.
Başkan Sakallı yaptığı açıklamada her çıkan yeni jenerasyonun ne yazık ki ülke içi siyasetin malzemesi hâline getirildiğini belirtti. Sakallı, “Sporun artık günü kurtaran kararlarla değil, kalıcı politikalarla yönetilmesi gerekmektedir. Federasyonların bütçeleri şeffaf, sürdürülebilir ve denetlenebilir bir yapıya kavuşturulmalıdır. Sporcuların önüne her yıl değişen engeller değil, net ve güvenilir bir yol haritası konulmalıdır. Biz mücadele etmeye devam edeceğiz. Ancak bu mücadele sadece federasyonların sırtında kalmamalıdır. Aksi hâlde kaybeden ne federasyonlar olur, ne de sporcular… Kaybeden ülke olur” ifadelerini kullandı.
Başkan Sakallı’nın açıklaması şu şekilde:
KKTC Atletizm Federasyonu Başkanı olarak kamuoyuna ve yetkililere çağrımdır:
KKTC Atletizm Federasyonu olarak beş yıldır, yönetim kurulumuzla birlikte hiçbir mazeretin arkasına saklanmadan, canla başla bir mücadele veriyoruz. Okul yarışlarında keşfettiğimiz çocukları sahaya çektik. Atletizmi sadece pistte değil, ailelerin de içinde olduğu bir kültür hâline getirmeye çalıştık. Farkındalık yaratmak için elimizden gelen her adımı attık.
Rol model yaratmak adına olimpiyat hedefiyle Buse Savaşkan için destekler talep ettik. Bu desteklerin sonucunda olimpiyat finali gördük. Ardından Dünya Şampiyonası, Avrupa Şampiyonası, Balkan Şampiyonası’nda madalya… Bunlar tesadüf değil, planlı ve inançlı bir emeğin sonucudur.
Bugün geldiğimiz noktada artık çocuklarımız büyüdü. Hedefler büyüdü. Avrupa, Balkanlar ve Dünya şampiyonaları artık hayal değil; hedef. Ancak tam da bu noktada, ülkemizde spor ne yazık ki yine siyasetin gölgesinde kaldı.
Ülkemizde sporun ayrı bir bakanlığının olmaması, bizler için en büyük yaralardan biridir. Çünkü sporun konuşulacağı, planlanacağı, hesap sorulacağı bir makam yoktur.
Bugün ülkede asgari ücret tartışılıyor, bütçeler konuşuluyor. Ancak spor için ne bir bütçe sorgulanıyor, ne federasyonlara ayrılan kaynaklar masaya yatırılıyor, ne de uzun vadeli bir spor politikası ortada duruyor. Spor, maalesef ülkemizde sistemli bir alan olmaktan çıkarılıp bir hobi gibi görülmektedir. Bu durum hem sporcularımızın hem de federasyonların motivasyonunu ciddi şekilde düşürmektedir.
Her çıkan yeni jenerasyon ne yazık ki ülke içi siyasetin malzemesi hâline getiriliyor. Spora verilen katkılar her yıl değişiyor, istikrarsız ve öngörülemez bir yapıda ilerliyor. Bu nedenle biz federasyon başkanları, sponsor ararken adeta “dilenci” muamelesi görüyoruz. Ülkemizin küçük olması ve sporda net bir tanımın, güven veren bir sistemin olmaması, sponsorların spora mesafeli durmasına neden oluyor.
Atletizmde yakaladığımız yeni jenerasyon uluslararası alanda her türlü başarıyı elde edebilecek potansiyele sahip bir jenerasyondur. Ancak son olarak spor alanında ambargoları aşabileceğimiz sporcularımıza Kıbrıs’ın güneyinde faaliyet gösteren kulüpler teklifler götürmeye başlamıştır. Sporcularımızı olimpiyat bayrağı altında dünyanın en büyük spor organizasyonuna taşımaya her geçen gün daha da yaklaştığımız bir dönemde ayrıca böyle bir durumla da karşı karşıyayız. Bu noktada sporu yönetenlere çok önemli bir görev düşüyor; sporcularımıza daha çok destek vermek.
Buradan açıkça söylüyorum: Eğer bugün bu çocukları kaybedersek, yarın geri getiremeyiz. Eğer yeni jenerasyonun hedeflerinden sapmasına göz yumarsak, yıllardır verilen emeği kendi ellerimizle çöpe atmış oluruz.
Yetkililere çağrım nettir:
Sporun artık günü kurtaran kararlarla değil, kalıcı politikalarla yönetilmesi gerekmektedir. Federasyonların bütçeleri şeffaf, sürdürülebilir ve denetlenebilir bir yapıya kavuşturulmalıdır. Sporcuların önüne her yıl değişen engeller değil, net ve güvenilir bir yol haritası konulmalıdır.
Biz mücadele etmeye devam edeceğiz. Ancak bu mücadele sadece federasyonların sırtında kalmamalıdır. Aksi hâlde kaybeden ne federasyonlar olur, ne de sporcular… Kaybeden ülke olur.
Saygılarımla,
Ferhat Sakallı
KKTC Atletizm Federasyonu Başkanı