Bir Hata, Bir Tepki, Birer Puan

Ertuğ Erçin

Ligin zirve yarışına yön veren karşılaşmalarından biri, haftanın en çok merak edilen mücadelesiydi. Lider Cihangir ile takipçisi konumundaki Gençlik Gücü’nün randevusu, lige damgasını vuran hücum gücü ve oturmuş oyun yapısıyla Cihangir, yalnızca puan farkını değil, oyun üstünlüğünü de sahaya yansıtan bir takım görüntüsünde.

Öte yandan üç beraberliğiyle “kolay teslim olmayan” ve bu sezonun en disiplinli ekiplerinden biri olan Gençlik Gücü, lideri deplasmanda yakalamak için sahaya çıktı. Üst sıraların havasını, rekabetin sertliğini ve sezonun gidişatını belirleyen bu karşılaşma, daha ilk düdükten itibaren tansiyonu yüksek bir sınav olacağının sinyallerini veriyordu.

Ali Oraloğlu, takımını sahaya belirgin bir temkin duygusuyla çıkardı. Geriden pasla oyun kurmaktan ziyade, direkt uzun toplarla rakip savunmanın arkasını yoklayan bir strateji tercih ettiler. Bu yaklaşımın pozisyon üretmede işe yaramasının temel nedeni ise, Gençlik Gücü’nün bu topları karşılamak için oldukça derine yaslanarak oynamasıydı.

Liderlik avantajı düşünüldüğünde Cihangir’in dengeli, riskten uzak bir oyun planı benimsemesini elbette anlayabiliriz. Ancak özellikle iç saha maçlarında alıştığımız o yüksek tempolu baskılı başlangıçtan uzak durmaları, oyunun mutlak kontrolünü ele almalarını zorlaştırdı. Bu da Cihangir’i, baskısıyla rakibi çözen bir takım kimliğinden ziyade, “sonuç odaklı, kupaya uzanacak takım” görüntüsüne yaklaştırdı.

Orta alanda sayısal olarak bir kişi eksik kalmaları, ikili mücadelelerde zaman zaman geri düşmelerine yol açtı. Bu durumu erken fark eden teknik ekip, oyuna Berham’ı alarak müdahale etti ve bu hamleyle hem orta saha dengesi sağlandı, hem de oyunun kontrolü tekrar Cihangir’e geçti.

Karşılaşma son ana kadar yüksek mücadele seviyesini koruyan, temponun bir an bile düşmediği bir yapıdaydı. Bu dirençli oyunda bireysel performanslar genelde iyiydi; ancak organizasyon üzerinden üretmekte zorlanan Cihangir, aradığı golü ancak rakip savunmanın yaptığı bireysel hatayla bulabildi. Golün hemen ardından oyuncu değişikliği için hazırlık yapan Ali Oraloğlu’nun hamleyi geri çekmesi ise maçın kırılma anlarından biri oldu.

Bu karar, hem oyunu soğutma fırsatının kaçmasına yol açtı, hem de sahada liderliğini hissettiren Bilal’in son anlardaki savunma yöneticiliğinden mahrum kalmalarına neden oldu. Futbolun “adaleti olmayan oyun” olarak adlandırılmasını sağlayan o acımasız kural yine işledi; Cihangir’in “kazandık” dediği anda kalelerinde gördükleri son saniye golü, onları üç puandan etti ve mücadeleden yalnızca bir puanla ayrılmalarına sebep oldu.

Turan Altay’ın ekibi maça son derece iyi hazırlanmıştı. Taktik plan, geriden sabırla pas yaparak Cihangir’i kendi yarı sahalarında öne çekmek üzerine kuruluydu. Hücuma çıkarken kaleci Kemal’in de aktif rol alması, uzun toplarda takımın bir kişi fazla çıkmasını sağladı.

Oyun yapıları, pozitif ve üretken bir futbol için doğru kurgulanmıştı. Ancak savunma geçişlerinde pozisyon alma noktalarının biraz fazla geride kalması, Cihangir’in uzun toplarla kolayca gelmesine zemin hazırladı. Buna rağmen orta alanda hem savunma yoğunluğu sağlandı hem de hücum geçişlerinde doğru pas tercihleriyle etkili ataklar üretildi.

Orta sahada Mustafa Sakallı ve Mustafa Kemal Atlar’ ın gösterişsiz ama çok fonksiyonel oyunları ise takımın ivme kazanmasında belirleyici oldu. Sade oynadılar, akıllı oynadılar ve takımlarının her iki yönlü oyunu oynayabilmesine etken oldular. Semih’in de pas desteğine gelmesiyle güzel organizasyonlarla pozisyon ürettiklerini söyleyebilirim.

Oyuncu performansları Gençlik Gücü cephesinde oldukça dikkat çekiciydi. Maç boyunca kora kor mücadeleden kaçınmayan, fiziksel sertliği ve ikili mücadele gücünü yüksek seviyede tutan oyuncular, kalelerinde yaşanan bireysel hata sonrası son dakika golü görmelerine rağmen, oyunun psikolojik ağırlığına teslim olmadılar. Bu kadar zorlu bir karşılaşmada hem oyun disiplinini koruyabilmeleri hem de son anlarda ayağa kalkıp reaksiyon göstererek golü bulabilmeleri, takımın karakterini ve mental direncini ortaya koyması açısından son derece değerliydi.

Hakem değerlendirmesi; Evren Karademir ve yardımcıları, maçın genelinde oyunu mümkün olduğunca oynatmayı tercih ederek temponun yüksek, mücadelenin ise sürekli diri kalmasına katkı sağladı. Faul standartlarını maç boyunca tutarlı bir şekilde uygulamaları ve takdir haklarını her iki takım lehine de dengeli biçimde dağıtmaları, karşılaşmanın adil bir yönetimle tamamlanmasını sağladı. Kritik pozisyonlarda oyunun akıcılığını bozmamaya yönelik tercihleri, maçın ritmini olumlu etkileyen unsurlardan biri oldu.

Maçın Adamı; Sahadaki futbol zekâsı, oyun görüşü ve doğru pozisyon alma becerisiyle öne çıkan Mustafa Sakallı, maçın tartışmasız en etkili oyuncusuydu. Fiziksel yapısıyla bire bir mücadelelerde üstünlük sağlayan, pas kalitesiyle takımının hücum akışını sürekli doğru yönlendiren Sakallı, Gençlik Gücü’nün oyununu taşıyan isim olarak maçın adamı olmayı fazlasıyla hak etti.