"Bütün maçlar bana ayni heyecanı verirdi"

"Bütün maçlar bana ayni heyecanı verirdi"

Ulus Irkad'ın 20 yıl önce Hüseyin Alder (Galliga) ile Spor-Tarih Dergisi için yaptığı ancak yayınlanamayan röportajı...

A+A-

Ülke futbolunun ve Mağusa Türk Gücü'nün efsane ismi Hüseyin Alder (Galliga) dün yaşamını yitirdi. Ulus Irkad, 20 yıl önce Spor-Tarih Dergisi için yaptığı ancak derginin kapanmasından dolayı yayınlanamayan röportajını paylaştı. Irkad'ın efsane isimle yaptığı röportaj şöyle:

 

-Hüseyin Bey bize kısaca hayatını anlatabilir misin?

- 1942 senesinde Paşaköy’de doğdum. İlkokula kadar Paşaköy’de okudum,Ortaokulu da Namık Kemal Lisesi’de, Liseyi de orada tamamladım.

-Futbola nasıl başladın?

-Çok küçük yaşlarda devamlı mahalle aralarında maçlar yapardık, mahalle takımları kurardık. Kendi aramızda maçlar yapardık. Temeli küçük yaşta sağlamlaştırdık. Futbolu da severek oynardık. Sevdiğimiz için futbolu en iyisini yapmaya uğraşırdık. Neticede bir işi yaptığında severek yapman lazım aksi takdirde bir yere varaman. Küçük yaşta futbola olan sevgimiz 17-18 yaşına kadar Kulüblerde lisans çıkarana kadardevam etti. Ondan sonra da Kulüblerde de aynı şekilde severek, antremanları da fazlasıyla yaparak, uğraşarak iyi bir yere geldik.İyi ki futbol vardı.

-İlk takımınız MTG miydi?

-İlk zamanlarda köyler arasında dostluk maçları vardı.Köyler arasında dostluk maçları…Topçuköy’de arkadaşlarım vardı, onlar civar köylerle maç yapmak için bir takım kurdular. Ben de Topçuköy’e gidip, onların takımlarında diğer takımlara karşı oynardım. 17 yaşımda ilk lisansı Dumlupınar’da çıkardım. O zamanlar Bölge ligleri vardı, Mağusa Lefkoşa,İskele, Baf ..1958-59 yıllarıydı. Lisede Dumlupınar’da oynadıktan sonra 59-60 sezonunda Mağusa Türk Gücü’ne transfer oldum. Lisansımı Dumlupınar’a devrettim ve oradan da Türk Gücü’nde oynamaya devam ettim. İlk geldiğim senelerde Kıbrıs Türk karmasında , Türkiye’ye karşı birçok takıma karşı oynadık. Galatasaray,Altay gibi takımlarla…

-Bu takımlarla yaptığınız maçlarda nasıl sonuçlar elde etmiştiniz?

-Galatasaray’ı hatırlarım bizi 8-1 mağlup etmişti. Metin Oktaylar vardı, Beton Mustafalar vardı, Suatlar vardı, Adını unuttuğum birçok değerli futbolcular vardı. Turgay Şeren vardı. Ondan sonra Genç Milliler gelmeye başladı, Genç Millilere karşı da birçok maç yaptım ben. Hatta bir defa Genç Millilerde de birkaç defa gol attım.

-Futbola başlamanda sana ilham kaynağı olan birileri oldu mu?

-Futbola başlamam küçük yaşta oldu. Kendimin, mesela benim o zamanlarda Dumlupınar’da örnek aldığım bir sporcu olmadı.En iyisini yapmak için çaba gösterirdim. Antremanlara gittiğimde en az yarım saat- bir saat önceden giderdim. Antreman biterdi, bittikten sonra da bir veya iki saat kalır ve şahsi beğendiğim hareketleri devamlı yapardım. Hoşuma da giderdi ve neticede de öğrenirdim.

-Peki hiç unutamadığınız maçlar oldu mu? Hangi maçı unutamadın? Hangi maçların senin hayatında etkisi oldu?

- Vallahi bütün maçlar benim için aynı heyecan içindeydi, farketmezdi. En zayıf takım da olsa benim için ayniydi. Bütün maçlar bana ayni heyecanı verirdi. Hiç ayrım yapmadım.

-Peki mesela senin orta sahada çok sert şutların olurdu. Bu şekilde senin sert şutlara sahip olmana sebep olan neydi?

- Ben kendi hislerim, yeteneğim ve hislerimle, kendime uygulamak istediğim hareketkeri hep kendim ayarlardım. Ve severek de çalışırdım.Ya kornerden veya çizgi üzerinden veya kornerden falsolu vurup gol atmayı defalarca çalışırdım. Her antremandan sonra çalışırdım. Artık bana alışkanlık olurdu. Ve o şekilde istediğimi yapabilirdim.

-Hiç unutamadığın, birlikte oynadığın futbolcular veya arkadaşların oldu mu?

-Futbolda rakip veya birlikte oynadığım futbolcular hepsi de aklımdadır. O zamanlar takımlarda, her takımda üç tane beş tane kaliteli oyuncu vardı. Bu oyuncular futbola heyecan ve rekabet getirirdi,heyecan getirirdi. Mesela bir Çetinkaya’da büyük Erdoğanlar vardı, Orhanlar vardı.Yenicamide Zihni vardı. Değerler vardı Gilani vardı… Doğan’da kaleci Osman vardı, Önderler vardı…Yani daha aklıma gelmeyen her takımda üç tane, beş tane kaliteli oyuncu vardı ve zevkle izlenirlerdi, mesela oyun içinde attıkları paslar, attıkları goller verdikleri toplar zevkle izlenirdi.

-Şimdiki futbolu nasıl buluyorsunuz?

-Vallahi şimdiki futbol maçlarına pek gittiğim da yok,bazen çok nadir senede bir veya iki maça giderim,yani kaliteli futbolcu yok. Geçmişte bir takımı omuzlayıp götürecek her takımda iki veya üç futbolcu bulunurdu. Şimdi bir takımı taşıyacak bir futbolcu bile yok. Dolayısıyla maçlarda takımların hali bellidir. Eskiden sahalar seyiciyle dolardı.

-Şimdi yeni nesillere gençlere birşey söylemek ister misiniz?

-Futbol bizde amatördür.Amatör futbol olduğu zaman bir yere varabiliriz. Severek ve isteyerek. Zaman geçirmek için, olsa da olur olmasa da olur , zaman geçirmek için değil. Düşüceyle bu iş bir yere varamaz. Sevecen ve aynı hareketleri, vakit geçirmeden yapacan, Bir yere ancak böyle gelin. Okulda da aynı,bir dersi bir defada okumakla aklında kalır mı? Kalmaz… En az on defa, yirmi defa eğer okursan aklında kalır ve başarabilin. Futbol da aynıdır. Senelerce aynı şekilde çalışarak bir yere varamazsın.Haftada iki gün, iki saat antremanla bir yere vartılamaz. Hangilerini yapacan, hangi çalışmayı yapacan kısa zamanda? Gerçekler de bunlardır.

-Sayın Hüseyin Galliga çok çok teşekkürler…

Bu haber toplam 112 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.