Zaman kazanılmaz

Haldun Oktay

Mağusa Türk Gücü, oyun planlaması ile maça avantajlı başladı. Stoperlere Remzi ile yapılan baskının Doğukan tarafından desteklenmesi bence harika bir düşünce idi. Bu baskı sayesinde haftalardır hep ön plana çıkardığımız Selçuk-Beyazi ikilisinin geriden oyun kurma başarısı devre dışı kaldı. Aslında bu alandaki başarısızlık oyunun geneline yansıdı. Geçişler doğru yapılamadı. Cihangir’in pas trafiği kesilmiş oldu. Mağusa Türk Gücü’nün maça baskılı ve temaslı başlaması diğer önemli bir detaydı. Ben sahanın her alanında başarı ile uygulanan baskı sürecinin ne kadar süreceğini merak ettim ve yanımdaki spor yazarı arkadaşlarım ile paylaştım.

Mağusa Türk Gücü oyun planına bağlı kaldığı sürece oyunun kontrolünü elinde tuttu. Buna karşın yerde geçirdikleri süre hep onların aleyhine çalıştı. Gereksiz yere yatıp oyunu durdurmak her zaman rakip takımın ritmini, motivasyonunu bozmaz. Bazen de seni olumsuz etkiler. Bence bu maçta böyle oldu. Dakika 90+8 ve yıkılan hayaller. Oysa ki otuz ikinci dakikadan itibaren bir eksik oynayan bir takım. Ama rakipten çok daha fazla koşarak bu açığı kapatan ve rakibe pozisyon vermeyen bir mücadele. Baskı sonucu kazanılan toplar sonrası doğru geçişler ile rakip alana gitme. Top kaybından sonra takım olarak topun gerisine geçme ve doğru alan kapatma.

Mağusa Türk Gücü bence hiç ritmi bozmadan yatmadan kalkmadan mücadeleyi etmeye devam edilmeliydi. Bu motivasyon ve mücadelenin karşılığı kesinlikle üç puan olmalıydı.

Cihangir bana göre bu yılın en kötü saha içi ve saha dışı performansını sergiledi. Bir takım maça kötü başlamış olabilir. Bu sorun saha içi rotasyon, taktiksel değişiklik ve kenardan gelenler ile giderilebilir.

Belli ki Mağusa Türk Gücü bu maça motive olmuş ve kazanmak için çıkmış. Tek hedefleri lideri devirmek. Eğer sen de şampiyon olmak istiyorsan bu tür motivasyonların üstesinden gelme becerisi göstereceksin.

Rakip otuz ikide on kişi kalmış. Oyun dışı kalan Doğukan gol atmış ve sahanın en iyilerinden. Aslında bu kart kötü gidişe dur demek için bir fırsattı.

Bu dakikadan sonra hatalar arka arkaya geldi. Rakip bir eksik ya “hemen gol atayım” telaşı başladı. Hızlı oyun oynamak ile panik pas karıştırıldı. Gereksiz top kayıpları başladı.

Ama sahada öyle büyük bir yanlış vardı ki bunu kelimeler ile anlatmak imkansız. Mağusa Türk Gücü ikinci yarının tamamında geride, daha doğrusu kendi ceza sahası önünde bekledi. Bu alanı kalabalık tuttu. Boş alan bırakmamayı hedefledi.

Bu bölümde stoperler boş alan buldu ve geride pas yapma imkanı buldu. Ama anlam veremediğim bir şekilde Babacar, Meye ve Ebuka da bu kalabalık alana girdi. Bu futbolcuların tercihi Mağusa Türk Gücü’nün işini kolaylaştırmış oldu. Bekleyen, öne çıkmayan bir savunmanın içine gömülmek affedilir gibi değil. Bence bunun tam tersi yapılmalı toplu ve topsuz koşular ile savunma hareket ettirilmeli ve dengesi bozulmalıydı.

Sercan Demirman’ın eksikliği takımın her alanında çok net bir şekilde hissediliyor. Bu tip maçlarda Sercan, her zaman fazladan sorumluk alan ve problem çözen isim olmuştu. Özellikle merkezde Hakan Karacaoğlu ile uyumu sayesinde kritik puanlar alınmıştı.

Fehim Dayı ile ilgilide birkaç satır yazmak istiyorum. Fehim hoca son dönemlerin alışkanlığı haline gelen “futbolcu aldatmaları”nın hiç birini yemedi, düdük çalmadı. Ve çalmadığı düdükler ile oyunun daha akıcı ve tempolu oynanmasını sağladı. Oyunu gereksiz yere duraklatmak için kendini yere atanlara ise oyunun sonuna eklediği süre ile cevap verdi. Zor ve gergin geçen bir maçtan bence başarı ile ayrıldı.