Yerel yönetimlerde spor

Serkan Soyalan

Ülkemizde 6 Aralık’ta sandıklar kurulacak. Kurulacak sandıklarla Yerel Yönetim Seçimleri de yapılacak.

Belediye başkan adaylarının projelerini, vaatlerini, kent için çizdikleri yol haritalarını uzun uzun konuşacağız.

Yol, kaldırım, temizlik, park, trafik, altyapı, sosyal hizmetler...

Bu başlıkların hepsi de çok önemli.

Ama “spor” başlığının da belediye başkanlarının manifestolarında geniş bir şekilde yer alması gerekiyor.

Çünkü spor yalnızca futbol değildir.

Spor yalnızca bir kulübe forma yardımı yapmak değildir.

Spor; çocukların, gençlerin, kadınların, yaşlıların, engellilerin ve toplumun bütün kesimlerinin sağlıklı, aktif ve sosyal bir yaşam sürmesinin araçlarından biridir.

Dolayısıyla belediyelerin spor politikası da birkaç kulübe verilen destekten çok daha büyük düşünülmelidir.

Ülkemizde spor tesisleri en çok tartışılan konulardan biridir.

Spor tesislerine gereken önemi ne yazık ki göstermiyoruz.

Tesisler bakımsız kalıyor.

Bazılarının ışıkları çalışmıyor.

Bazılarının soyunma odaları, tribünleri, zeminleri zaman içerisinde kullanılamaz hale geliyor.

Asıl mesele tesisi iyi tutmaktır.

Bir belediye kendi sınırları içerisindeki bütün spor tesislerinin envanterini çıkarmalıdır.

Hangi tesis var?

Hangi branşa hizmet ediyor?

Zeminin durumu nedir?

Aydınlatması yeterli mi?

Soyunma odaları kullanılabilir mi?

Engelli erişimine uygun mu?

Duşları, tuvaletleri, tribünleri ne durumda?

Çocukların güvenliği açısından gerekli önlemler alınmış mı?

Bu tesis haftanın kaç günü, günün hangi saatlerinde kullanılıyor?

Her belediyenin bir “Spor Tesisleri Bakım Programı” olmalı.

Bence yeni dönemde belediyelerin spor politikasının ilk başlığı “mevcut tesislerin bakım ve idamesi” olmalı.

Her belediye yıllık bir Spor Tesisleri Bakım Programı hazırlayabilir.

Çim saha...

Sentetik saha...

Basketbol ve voleybol sahaları...

Tenis kortları...

Yürüyüş parkurları...

Açık hava fitness alanları...

Salonlar...

Halı sahalar...

Bisiklet yolları...

Çocuk oyun ve hareket alanları...

Bunların her biri düzenli olarak kontrol edilmeli.

Bir tesisin bozulmasını beklemek yerine, koruyucu bakım yapılmalı.

Sonra her belediyenin “Belde Spor Haritası” olmalı.

Belediye sınırları içerisindeki bütün kulüpler, sporcular, tesisler, okullar, spor alanları ve ihtiyaçlar kayıt altına alınabilir.

Hangi bölgede basketbol sahası yok?

Hangi köyde futbol sahası var ama soyunma odası yok?

Bunları bilmeden spor politikası üretemeyiz.

Bir başka başlık ise sporcu taraması.

Belediyeler, Eğitim Bakanlığı, okullar, spor federasyonları, kulüpler ve üniversitelerle işbirliği içerisinde belde sınırları içerisinde yaşayan çocuk ve gençlerin sportif yeteneklerinin keşfedilmesine katkı sağlayabilir.

Ancak bu taramalar bir “elit sporcu seçme” mekanizmasına dönüşmemeli.

Tam tersine, mümkün olduğunca çok çocuğu spora kazandırmanın aracı olmalı.

Büyük spor tesisleri önemlidir.

Ama kent sporunun geleceği yalnızca büyük statlarda değildir.

Mahalle aralarındaki küçük sahalardadır.

Çocukların okuldan çıktıktan sonra güvenli biçimde koşabileceği bir yeşil alandadır.

Bu nedenle belediyeler yalnızca “büyük tesis” projeleri açıklamak yerine mahalle ölçeğinde spor alanlarını çoğaltmayı da hedeflemeli.