Düşme potasında olan ve kaybedecek bir şeyi olmayan Gönyeli, özellikle ilk yarıda Cihangir karşısında kafa kafaya oynadığı gibi, iki kez de direklere takıldı.
Cihangir topu kazandığında rakibini kendi yarı sahasında karşılayan, savunma hattının arasına Cihangir futbolcularını sokmayan Gönyeli, topu kazandığı anda da savunma blokundaki futbolcu sayısı azalan rakibi karşısında pozisyonlar bularak tehlikeli oldu. Kanatlardan Arowold ve Kahraman’ın getirdiği toplarla buluşan Peter Onuoha ile çerçeveyi bulmaya çalışan Gönyeli direkleri geçemediği için gol yapamadı.
İkinci yarıda Cihangir’in gol yapmak için Uğur’un da öne çıkması ile daha çok pozisyon bulmaları karşısında kontrataktan pozisyon yarattılar. Son yarım saate girerken Gönyeli’nin gol ayağı Peter Onuoha, ceza alanı içinde Yusuf’la mücadelesinde yerde kaldı, Hakem Tufan Çerçioğlu kısa bir tereddütten sonra oyunu devam ettirdi. Gönyeli taraftarlarının yoğun tepkisi altında oyun devam ederken Uğur’un ortasına yükselen Selçuk Cihangir’i öne geçiren golü attı. Yediği golle morali bozulan Gönyeli, Babacar’ın vuruşunu kaleci Ege’nin çıkarmasına rağmen Ebuka’nın tamamlaması ile iki farklı geriye düştü.
Futbolda böyle talihsizlikler oluyor. Hakem penaltıyı verse, belki de Gönyeli o coşku ile farkı çoğaltacaktı. Arkasından yedikleri golle ne moralleri kaldı ne de mücadele azimleri.
Cihangir’i hiç bu kadar kötü oynarken görmedim desem yalan söylemiş olmam. Her zaman takım oyunu oynayan, disiplini hiç bozmayan futbolcuların yerine sanki başka bir takım gelmiş.
Savunmanın solunda oynamasına rağmen, sürekli kanat akınlarını organize eden, sahanın her yerinde gol kovalayan Uğur, ilk yarı boyunca sadece bir kez ileri çıkabildi ve rakip kale içine orta yaptı, Babacar bunu değerlendiremedi. Savunmadan çıkarken tüm toplarla buluşan ve pas organizasyonunu düzenleyen Kaptan Sercan, ilaç için bir kez bile topu sol tarafta olan Uğur’a vermedi, sürekli dikine veya sağ taraftaki Hakan ile oynamayı tercih etti.
Devre arasından ikinci yarı için sahaya çıktıklarında tüm takım oyuncuları bir arada konuşurken, Uğur’un sol tarafta tek başına maçın başlamasını beklemesi enteresandı. İkinci yarıda birkaç kez soldan ileri çıktı, iki kez topu dışarı vurdu, sonra yaptığı orta ile Selçuk’a gol attırarak asist yaptı. Hani şeytanın avukatlığına soyunmak istemiyorum ama Sercan’ın ve bazı yerli futbolcuların sanki Uğur ile bir problemleri varmış gibi geldi bana. Benim bildiği Uğur, bırakın sol taraftan kanat oyuncusu gibi ileri çıkmayı, tüm toplarla buluşur, takımının gol için dinamosu olurdu. Bu karşılaşmada sanki hasta, morali bozuk, adeta oynama isteği yok gibi oynadı.
Dilerim ben yanılıyorumdur.