Futbola meraklı olan herkes, mutlaka bir yerlerde “Ronaldo mu? Messi mi?” sorusuyla karşı karşıya kalmıştır. Çağımızın en iyi futbolcuları olarak kabul edilen bu iki ismin sorusunun ardından hemen bir diğer soru gelir: “Messi mi? Maradona mı?”
Bu soru karşısında, diğer ismin kim olduğuna bakmaksızın her zaman cevabım “Tabii ki Maradona!” olmuştur. Olmaya da devam edecektir...
***
Belki çağımızın en iyi futbolcularından birisidir Messi ancak tüm dünyayı kana bulamak için kollarını sıvayan ve Epstein skandalının baş aktörlerinden biri olan Trump’ın ofisinde, onun yanında, gülen gözlerle durabiliyorsa, sahadaki başarısı benim için gölgelenmiştir demektir.
Maradona öyle değildi... Bambaşkaydı... Hem saha içinde, hem saha dışındaki siyasi duruşuyla başkaydı.
***
“Futbol Panteonlarındaki Tanrılar” (Sancı Yayınları, 2024) kitabının yazarı Müslüm Gürkan Bianet’te “Tanrının Eli, Trump’ın Neferi” başlıklı yazısında, Maradona için şunları yazar:
“Maradona...
Eğer futbolda bir ilahi boyut aranacaksa ve bu bir futbolcuyla bütünleştirilecekse, Maradona’dan başkası olamaz. Maradona’nın söylediklerinden ve aldığı tavırlardan dolayı. 1980’deki yerel seçimlerde oy pusulalarına ‘Viva Maradona’ yazıldı, yüzü Napoli’deki duvarları hâlâ süslüyor. 1990 Dünya Kupası’nda ev sahibi İtalya ile yarı finalde, Napoli’de karşılaşan Arjantin deplasmanda değil, kendi evindeydi! Çünkü stadı dolduranlar İtalya’dan yana değil, Maradona’dan yanaydı.”
***
Dünya futbolunun Messi ve Maradona’yı algılayış şekli çok ama çok farklıdır.
Yine Müslüm Gürkan’ın deyişiyle; Maradona futbolun amatör hâlindeki yapısının en önemli yeteneğiydi. Messi ise endüstriyel futbolun bir figürüdür.
Endüstriyel futbol, kapitalist üretim mekanizmasının kendini yeniden üretmesi için bir mekan yaratır ve kendine figürler seçer.
***
Messi’ye bir bakıyorsunuz ki ağlama duvarında gözyaşı döküyor. Bir bakıyorsunuz savaşın ortasında, İran’daki okul saldırısının ve 160 kız öğrencinin öldürülmesinin baş mimarlarından olan Trump’la beraber gülümsüyor. Trump ona methiyeler düzüyor.
Maradona ise Papa Francis ile bir sohbetinde ona karşı duruyor ve şöyle diyor:
“Evet, Papa’ya karşı çıktım. Vatikan’a gittiğimde çatıların saf altından olduğunu gördüm. Sonra da Papa’nın vaazını dinledim. Diyordu ki: ‘Kilise, yeryüzündeki tüm fakir çocuklar için üzüntü duyuyor! Külahıma anlat!”
***
Dünya’nın en yetenekli futbolcusu olmak ve ‘en çok kazananlar’ arasında olmak başka bir şeydir, insanların acılarını hissetmek bambaşka...
Ve yine Maradona’dan bir anekdotla tamamlayım yazımı.
ABD tarafından kendine bir ödül verilmek istenen Maradona, bu ödülü reddedip Küba’ya gitmiş ve şu açıklamayı yapmıştı:
"Amerikanlar bana bir ödül verecekti, aynı anda yine bir ödül için Küba'dan davet aldım. Amerikanlara dedim ki: 'Ödülünüz sizde kalsın, ben Küba'dakini almaya gidiyorum.'"