Ritim ve verimlilik

Deniz Kalıbcıoğlu

İki takımın birinin ilk mağlubiyetini yaşayacağı bir maç olma özelliği taşıyan LAÜ-YDÜ karşılaşması sezonun ilk devresinin sonucu en çok merak edilen eşleşmesiydi. YDÜ deplasmanda aldığı galibiyetle devreyi lider ve namağlup tamamladı.

 

  • ‘Verimlilik’ kapitalizmin en sevdiği ve en ilgilendiği kavramdır. İktisadi anlamda girdilerin çıktılar ile oranının matematiksel ifadesi olarak betimlenir. Girdiler kısmına insan emeği, çıktılar kısmına da ortaya çıkan ürünü koyarsanız, bir üretim tesisinin verimliliği ortaya çıkar. İnsanların suyunu çıkarma potansiyeli olan söz konusu sistemi spor dallarına uyguladığımızda aslında iş hayatındaki kadar can yakmadığını ve bize çok iyi geri bildirimler verdiğini görüyoruz.

 

  • Basketbolda Performans Verimlilik Puanı (PIR), internet üzerinden aldığım tabir ile, ‘Euroleague Basketball Company'nin birinci ve ikinci derece müsabakaları EuroLeague ve EuroCup'ın yanı sıra çeşitli Avrupa ulusal ve bölgesel ligleri tarafından kullanılan bir basketbol istatistik formülüdür. NBA Verimliliği (EFF) istatistiğine benzer, ancak tam olarak aynı değildir.’ Puanı hesaplarken oyuncunun sayı, toplam başarılı atış, başarılı serbest atış, hücum ve savunma ribaundları, top çalma, asist ve blok gibi pozitif değerleri artı olarak, faul, top kaybı ve başarısız atışları negatif değerler olarak alınıp belli katsayılar ile çarparak ortaya çıkarılır. Böylece oyuncunun aldığı süre içerisinde takıma katkısı “bence” ve “düşündüğüm kadarıyla” gibi düşüncelerden çıkarak, sayılara dökülür ve tartışmalara yer vermez.

 

  • Günümüz basketbolunda istatistikler inanılmaz önem taşıyan bir konuma geldi. Ligimizde de bu istatistikler çok profesyonelce hazırlanmakta ve maçın bitiminde internet üzerinden paylaşılmakta. Böylece sayıları okumayı bilen basketbol severler, maçı izlemese bile oyuncuların performansları hakkında bilgi sahibi olabiliyor.

 

  • Ben maç özelinde iki takımı periyot performansı bazında değil de ayrı ayrı analiz etmek istiyorum. Uzun bir girişten sonra maça dönelim.

 

 

LAÜ

  • LAÜ’nün geçmiş maçlardaki verimlilik puanları sırasıyla şöyle; 96, 81, 78, 87 ve 126. Özellikle 126 verimlilik puanı, bu sezon YDÜ’nün bir maçta aldığı 128 puandan sonra en yüksek verimlilik puanı idi. Maçın sonunda ise LAÜ’nün toplam verimliliği 44 olarak gözüktü. Bu puan diğer maçlara oranla inanılmaz düşük bir rakam. YDÜ ise yine ortalamasında bir maç oynayarak 99 verimlilik puanı ile maçı tamamladı. LAÜ’nün maç kaybındaki en önemli etken pota altı performansı oldu. Toplam 34 ribaund alan LAÜ’ye karşılık YDÜ toplamda 51 ribaund aldı. Ayrıca iki takımın uzunları Rajko ile Palmer arasında da ciddi bir performans farkı vardı maçta. Pota altında çok rahat hareket eden Palmer, boyalı alanın 2 adım dışında aldığı toplar ile hızının etkisini kullanarak Rajko’yu rahat ekarte edebildi. Aldığı 13 ribaunda karşılık Rajko’ya sadece 6 ribaund şansı verdi ve böylece LAÜ’nün en etkili silahlarından birini etkisiz hale getirdi YDÜ.

 

  • Takımın bir diğer önemli silahı Doğukan ise bu sezon benim gördüğüm en kötü performansını sergiledi. Sahada kaldığı süre boyunca beşte sıfır saha içi, beşte bir üçlük ve üçte bir serbest atış isabeti ile sadece 4 sayı bulabildi. YDÜ’nün Rajko’yu iyi savunması ile birlikte pick and roll hücumlarında top sürekli elinde kaldı ve sonrasında inisiyatif anlarında yanlış kararlar verdi. İkinci periyot içerisinde de psikolojik olarak da maçtan kopmuş gözüktü. Maçı da -7 verimlilik ile tamamladı. Doğukan’ın en çok beslediği oyuncu olan Rajko ise 2 verimlilik puanında kaldı ve iki oyuncu toplamda 11 top kaybı yaptılar.

 

  • Bana göre sezon boyunca LAÜ’nün en underrated, en değeri anlaşılmayan oyuncusu Hamit. Tüm maçlarda hiç öne çıkmayan, tamamen görevine odaklanan ve fantaziye kaçmadan garanti oynayan bir oyun yapısı var.  Takımın en önemli yan parçalarından biri. Bu yan parçalar size maçı kurtarmayabilir, ama standart oyunları sayesinde maçı tutmada en önemli taşlar her zaman. Fakat Hamit bu maçta oyun içinde kalmak adına kendisini çok yordu ama yine de hem sayı hem ribaund anlamında takımın en iyilerindendi.

 

  • LAÜ maç boyunca bir türlü ritim yakalayamadı. Oyun yerleştirmede de YDÜ boşlukları çok iyi kapattı ve konsantre bir savunma yapısı sergiledi. Böylece birçok hücumda toplar LAÜ oyuncularının elinde patladı. Üst üste 2 hücum başarılı set oyunu uygulayamadı LAÜ, böylece bir türlü geri dönme rüzgarını hissedemediler.

 

  • Son periyotta karşısındaki 3 oyuncunun 4 faulle oynamasını fırsat bilerek izolasyon oyunu üzerinden sayı bulmaya çalışan Dennis Ballentine, bu dönemde üst üste sayılar bulmasına karşın savunmada YDÜ hücumlarını durduramayınca farkı eritemedi. Bu periyotta 4 faullü oyunculara faul aldıramamak da LAÜ’nün hanesi eksik olarak yazıldı.

 

 

YDÜ

  • Gelelim ligin yeni liderine. YDÜ hedef maç olarak gördüğü maçtan galip ayrılmayı başardı. Bu sonuçta bence en büyük pay Halit Hoca ve parke üzerindeki en büyük kontrolör’ü Mandic’in. Takım içindeki parçalara ve tıkır tıkır işleyen mevzulara bakmadan önce Mandic’e bir parantez açmak lazım. Adaya döndükten sonra bu sezon ilk kez ligi yakından takip etmeye başladım. Vukasin’i geçtiğimiz 2 sezon izleme şansım olmadı, fakat bu sezon içinde izlediğim maçlarda her zaman oyunundan zevk aldığım bir oyuncu olduğunu fark ettim. Oyun içindeki akışkanlığı, rahatlığı, takımın üzerindeki kontrolü, karşı takımı çok ufak hamlelerle psikolojik olarak dağıtma yeteneği… Hepsi benim seyir zevkim açısından çok tatmin ediciydi. NBA’de çok kullanılan “trash talk” diye bir tabir var. Türkçe’si “pislik konuşmalar” diye çevrilebilir, fakat asıl amacı rakibi tahrik etmektir. Bunu NBA’de en iyi yapan oyuncular Michael Jordan, Larry Bird ve Gary Payton olarak sayılabilir. Bunu çok başarılı yapabilen bir oyuncu Mandic. Perdeden çıkarken son saniye savunmacısını diğer yöne hafif itmesi bile oyunun içinde ne kadar konsantre olduğunu gösteriyor bize. Bu maç onun son maçıydı ve adadan ayrıldı. Çok kısa bir süre olsa da kendisini izlemek çok keyifliydi, umarım antrenörlük kariyerinde başarılı olur.

 

  • YDÜ’ye dönecek olursak, maç içerisinde bütünlüğünü hiç kaybetmeyen bir takım izledik. Az önce bahsettiğim yan parça detayı Yakın Doğu için inanılmaz bir önem taşıyor. Takıma bu örnekte destek çıkan en önemli oyuncular ise İhsan, Berkem ve Ahmet. Özellikle İhsan her an her yerde. Şutu var, ribaundu var, pota altını sürekli zorluyor, oyun akışı içerisinde pas dağıtımı akıllıca. Fakat tek bir sıkıntısı oldu son maçta. Neredeyse aldığı ribaund kadar steps yaptı. Fakat maçı 19 sayı ve 10 ribaundla tamamlayıp “double-double”a imza atması, tam anlamıyla maçı tutmaya çalışan bir yan parçadan beklenilen hareket. 19 puanla YDÜ adına maçın en verimli oyuncusu olması hiç şaşırtıcı değil.

 

  • Takımın bir diğer önemli yan parçası ise Ahmet Dağer. Tecrübesi ile takıma “kendisinin bile düşündüğünden” fazla katkı veriyor. Birleştirici yapısı tüm takımı her an oyunda tutmaya yarıyor. Bana da bu tarz tutku ile oynayan oyuncular her zaman zevk veriyor. 11 ribaund ve 13 sayı ile o da “double-double” yapmayı başardı.

 

  • Darryl Palmer ise hep bildiğimiz gibi. Aldığı toplam 13 ribaundun sadece 1 tanesini hücumda çekebildi. Bu sayıyı artırması kendisi adına artı bir değer olacaktır. Bir de savunmada ciddi bir efor sarf ederken, hücumda 6 sayıda kalması sadece aldığı süre ile açıklanabilir.

 

  • Son olarak da Halil’den bahsetmek istiyorum. Keskin bir oyunu var, ne yapacağına her zaman hâkim. Karşı savunmacısı da onun ne yapabileceğini tahmin edebiliyor fakat birçok durumda yine de ona karşı koyamıyor. Akışkan hücumu ve gücü sayesinde içeriye penetrelerde kolay kolay savruluyor. Bu çok önemli bir meziyet ve fiziksel güç anlamında da çalıştığı belli oluyor. Verimliliğini düşüren tek nokta kullandığı 13 üçlükte bulduğu 4 isabet. 4 isabeti 8 üçlük üzerinden bulduğu zaman verimliliği patlayacaktır.

 

  • Takım olarak da savunmada Dennis gibi bir silahın üzerine sürekli iki adam getirerek aldıkları risklerde başarılı oldular. Topun Dennis’te olmadığı durumlarda ise onun pas kanallarını çok iyi kapatmayı başardılar. Yine son periyotta farkın açılmasından sonra Dennis ritim bulmaya başlayınca bile sakinliklerini korumayı başardılar.

 

  • Hücumda ise sürekli mismatch yaratmaya çalışmaları başarılı bir hamleydi. Bunun başarılı olduğunu 7 oyuncudan buldukları sırasıyla 20, 16, 15, 12, 8, 7 ve 6 sayılar ile açıklanabilir. Birçok farklı isimden yüksek tabir edilebilecek sayılar buldular ve maçı deplasmanda koparmayı başardılar.

 

  • Ligin ikinci yarısında görüşmek üzere.