GERÇEKLERLE YÜZLEŞME

Serkan Soyalan

Öyle bir ülke yönetimi düşünün ki, o ülkenin Cumhurbaşkanı kendi sporcularına ambargo uygulanan bir organizasyonun açılışına katılıyor, bu katılımı eleştiren bir federasyon başkanına, Cumhurbaşkanı’nın ağzına hiç ama hiç yakışmayacak bir üslupla cevap veriyor ve olay mahkemeye kadar taşınıyor.

  Öyle bir ülke düşünün ki, bu ülkenin bozuk yapısına ve tüm olumsuzluklarına rağmen ülkemizi başarılarıyla uluslar arası arenada temsil eden ve şampiyonluklar kazanan sporcusu, devlete karşı dava dosyalıyor.

Bir diğer sporcumuz da, yine uluslar arası başarısının ardından kendisine destek veren herkese teşekkürlerini sunarken, devlet yetkililerine ateş püskürüyor.

İşte böyle bozuk… İşte böyle tuhaf bir yapı içindeyiz...

Ve birileri de çıkıp bu yapıdan memnuniyet belirtiyor ve kendilerini “çok iyi yönetenlerden” addediyor.

Yeniden en başa dönelim ve neler olmuştu bir hatırlayalım…

İslami Dayanışma Oyunları Konya’da düzenlendi. Türkiye’de düzenlenen bu oyunlara, Kıbrıslı Türk sporcular, ülkemize uygulanan ambargolardan dolayı katılım gösteremedi. Her daim karşımıza çıkan bu ambargolar, bu oyunlar vesilesiyle bir kez daha gündem oldu ve KKTC’nin tanınmamışlığı ile bir kez daha yüzleştik.

Birçok sporcumuz, birçok federasyonumuz ve yurttaşımız bu ambargoları eleştirirken, Cumhurbaşkanlığı makamında oturan Ersin Tatar’ın bu oyunların açılışına katılması, ağır tepkilerle karşılaştı. Bu tepkilerden biri de Futbol Federasyonu Başkanı Sertoğlu tarafından geldi ve “Cumhurbaşkanı, Konya’da camiamı temsil etmiyor” dedi.

Buraya kadar her şey normal… (Bana göre!) Çünkü bunlar yaşanırken oraya gidilirse eleştirilerin geleceği önceden kestirilmeli.

Bu eleştiri karşısında bulunduğu Türkiye’de katıldığı televizyon programında, kendisini eleştiren ülkesinin bir federasyonunun başkanına teslimiyetçi, şerefsiz gibi ithamlarda bulunuyor ve kendi çizdiği yolun doğru olduğunu savunuyor.

Tabii cevap da mahkeme yolu da gecikmedi.

Sonra Meclis Başkanı Töre çıkıyor ve “Ülkemizi spor, kültür, sanat, bilim ve müzik alanlarında yurt dışında temsil eden ve başarılı olan yurttaşlarımızı çalışmalarından dolayı teşvik ve onore etmek amacıyla Meclis madalyası ve Meclis rozeti takdim edileceğini” söylüyor.

Bunun üzerine de şampiyon bilardocu Mustafa Alnar yargıya giderek, hak arayışına girişiyor.

Alnar’ın avukatı Gaye Astan Çoban, dava gerekçesini de şu sözlerle açıklıyor: “Müvekkilim yıllardır KKTC adına KKTC bayrağı altında katıldığı uluslararası Bilardo müsabakalarda elde ettiği Şampiyonluklar ile ve en son 2021 yılında elde ettiği Avrupa Şampiyonluğuna rağmen ödül tüzüğü gereği almayı hak ettiği altın ve/veya muadili para ödüllerini tüm taleplerine rağmen yıllardır alamıyor ve KKTC adına katıldığı müsabakalara ailesinin ve kendisinin kısıtlı imkanları ile zar zor katılıyor…”

Yani bir evladımız daha, desteksiz bırakılıyor. Ama sorsak, “gururluyuz, mutluyuz, göğsümüz kabarıyor” diyeceklerdir.

Rozet, mozet değil dert. Dert, destek olmak, yol açmak ve başarıların devamını sağlamak.

Ve son olarak da Merve Çelebi’ye bakalım.

Başarılarına, başarılar katarak, yoluna devam ediyor Merve.

Plaj voleybolunda Balkan Şampiyonu olan sporcumuz Merve Çelebi sosyal medya hesabından destek verenlere teşekkür ederken, devlet ve hükümet yetkililerine ağır sitemde bulundu.

Ve şöyle dedi başarılı sporcu:

“Bu başarı benim, ailemin, akademideki çocuklarımın, dostlarımın, canım partnerimin, üstümde emeği olan antrenörlerimin, sevenlerimin ve hiç tanımasam da beni hep destekleyen gönül bağımız olan halkımızın ama devletimizin koltuklarında oturan her başarımda danışmanlarının yazdığı kutlama mesajlarını yayınlayan, vaadler veren ama hiç bir sözünü tutmayan, beni yalnız bırakan sizlerin asla değil. O yüzden evladımız diye başlayan o kutlama yazılarınızın hiç birini kabul etmiyorum! o yüzden benim başarımdan kendinize rica ederim pay çıkarmayın! Ben bu halkın evladıyım. Beni gönülden destekleyen tanıdığım ve çoğunu tanımadığım herkese çok teşekkür ederim, insan isteyince her şeye rağmen başarılı olabilir umarım sevginize layık olmaya devam ederim, çok teşekkür ederim.”

Fazla söze gerek yok. Merve bu açıklamasıyla nokta koyar bu yazıya…

Gururlanıyoruz sizlerle, başarılarınızla… Bizi yönetebildiklerini zannedenlerin yarattığı tüm sıkıntılara rağmen.