Kıbrıslıtürk sporcularımızın başarılarını bir kez daha konuştuğumuz bir dönemdeyiz.
Genç sporcumuz Ada'nın İzmir'de yoğun bir hazırlık süreci içerisinde olduğunu biliyoruz. Daha iyi koşullara ulaşabilmek, daha iyi rakiplerle yarışabilmek ve uluslararası standartlarda hazırlanabilmek için verilen mücadele, aslında sadece bir sporcunun hikâyesi değildir.
Bu, yıllardır spor ambargoları altında yaşamaya zorlanan bir toplumun hikâyesidir.
***
Kıbrıslıtürk gençler, dünyanın herhangi bir yerindeki yaşıtlarından daha az yetenekli değildir.
Daha az çalışkan da değildir.
Eksik olan şey yetenek değil; eksik olan fırsattır, imkânlardır.
***
Bugün dünyanın birçok ülkesinde genç sporcular uluslararası organizasyonlarda bayraklarını taşıyabilirken, Kıbrıslıtürk gençler siyasi nedenlerle sporun dışında bırakılmaktadır.
Bunun adı ayrımcılıktır.
***
CONIFA Dünya Kupası öncesinde düzenlenen etkinlikte konuşan KTFF Milli Takımlar Sorumlusu Hüseyin Ekmekçi'nin dile getirdiği gerçekler de oldukça çarpıcıdır.
Ekmekçi, Kıbrıslıtürk gençlerin siyasi nedenlerle uluslararası spor ortamlarından dışlandığını ve "haksız bir spor ambargosu ile karşı karşıya" olduklarını vurguladı.
Ayrıca siyasetin sporun önüne geçmemesi gerektiğinin altını çizdi.
***
Aslında mesele tam da budur.
Sporun temel felsefesi; eşitlik, dostluk, dayanışma ve rekabettir.
Dünyanın dört bir yanında "spor siyasetten bağımsızdır" söylemi dillendirilirken, Kıbrıslıtürk gençlere uygulanan izolasyonlar bu söylemin ne kadar çelişkili olduğunu ortaya koyuyor.
***
Kıbrıslıtürk sporcuların talebi ayrıcalık değildir.
Talep ettikleri şey yalnızca eşit muamele görmektir.
Yarışabilmek.
Kendilerini gösterebilmek.
Emeklerinin karşılığını alabilmek.
Bayraklarının ve kimliklerinin gölgesinde değil, performanslarının ışığında değerlendirilebilmek.
İşte bu nedenden dolayı, sporcularımıza sahip çıkmalı, onlara daha fazla imkân yaratmalıyız.
Ve dünyanın gözü önünde yaşanan bu haksızlığı anlatmaya devam etmeliyiz. Durmadan, bıkmadan, usanmadan kapıları çalmalıyız.
Yol açmalıyz...