Biri oynuyor, biri izliyor…

Eren Şişik

K-Pet Süper Lig’de haftalar ilerledikçe ligin tadı tuzu kaçıyor. Yenicami’nin başını alıp gitmesi, alt sıralardaki Mormenekşe’nin aldığı mağlubiyetle lige neredeyse havlu atması, heyecanı tamamen ligden düşecek iki takımın maçlarına çevirdi. Bu bağlamda ikinci devrenin en kötü performans sergileyen takımı konumundaki Lefke ile ligde iyi futbol oynayan ve önemli galibiyetler alan Gençlik Gücü karşılaştı. Gençlik Gücü kazanarak ligde kalma adına çok önemli üç puanı hanesine yazdırırken, Lefke bu maçtan da boynu bükük ayrıldı ve alt sıraların ateşini yavaş yavaş hissetmeye başladı.

Gençlik Gücü takımı maçta erken iki gol bulmasının avantajını maç boyunca kullandı. Gollerden sonra daha fazla kendi sahasında pas yaparak ve rakibinin boşluk vermesini bekleyerek akıllı bir sistemde oynadı. Gençlik Gücü takımı sezon başından beridir iyi futbol oynayan bir ekip. Gol yollarında zaman zaman sıkıntı yaşasalar da savunması ve orta sahası ligdeki çoğu takımdan daha kompakt. Orta alanda Uğur Sönmez’in yokluğunda şans bulan genç futbolcu Burak çok iyi oynadı. Ali Akbulut’la birlikte orta alana dinamizm kattı ve Lefke orta sahası karşısında takımlarını öne atan isimler oldu. Bunlara bir de Hascan’ın yaratıcı özelliği eklenince gollerin de gelmesi kaçınılmazdı. Gençlik Gücü’nün attığı gollerin dikkatle izlenmesi gerektiği görüşündeyim. Çalışılmış bir hızlı hücum varyasyonu örneği. Üç golün de gelişiminin bu şekilde olması, takımın antrenmanlarda çalıştığının göstergesi. Ancak zaman zaman takımın boyu konusunda sıkıntılar yaşadıklarını da bu maçta gördüm. Savunma ile hücum arasındaki mesafe başka bir takım karşısında olsalar başlarını ağrıtabilirdi. Ancak bunda da Lefke’nin uzun top oynamaya çalışması etkilidir diye düşünüyorum.

Lefke takımı ise benim gözümde hayal kırıklığı yaratmayı sürdürüyor. Ben merak ediyorum; Lefke’nin o güzel günlerinde, kupa şampiyonluklarında stadı dolduran Lefke taraftarı nerede? Olurunu düşünmek bile istemiyorum ama bu taraftar ‘iyi gün taraftarı mı?’ Takım bu haldeyken tribünler bomboş ve bugüne kadar Lefke’nin en büyük itici gücü sahada yok. Tamam, futbolcular beklenen performansın ve mücadelenin altında kabul, ancak siz de bu takımı yalnız bırakırsanız ve düşene el uzatmazsanız bu takıma yazık olur. Maça bakacak olursak bu Lefke bu tempoyla değil 90, 360 dakika maç oynasa gol atamazdı. Maçta Kasım’ın ilk yarıdaki bir pozisyonu dışında Çağatay’ı tehlikeye uğratan bir tane pozisyon yok. Takıma bakıyorum, oyuncu özelliklerine bakıyorum; Ben antrenör olsam bu takımı ayağa paslarla oyunu kanatlara yığarak ilerideki Kasım’a gol attırmaya odaklanırım. Ancak takım ısrarla o özellikte oyuncular olmamasına rağmen uzun topla, şişirme toplarla gol arıyor. Orta alanda Shabat ve Semih gibi top tekniği yüksek adamlarınız varken, neden uzun top? Ya da kenar yönetim bu varyasyonlarla gol bulamayacağını göremiyor mu? Zaten savunmadan çıkışlarda sıkıntı yaşayan bir takım, üstüne bir de bu oyuncuları kullanmazsanız, rakibin üzerinize bu kadar çok gelmesi de kaçınılmaz. Bu Lefke’nin bir an evvel toparlanması gerekli. Belli ki sıkıntı hem kafalarda hem de oyun sisteminde. Bu oyun sistemiyle ve anlayışıyla devam ederse de ne gol atar ne de maç kazanır.

Maçın hakemi Kerem Eran ve yardımcıları ufak tefek hatalar dışında bana göre çok iyi bir maç yönetti. Kerem Eran her ne kadar tartışılsa da bana göre ligin elit hakemlerinden biri. Hakemlere yönelik çirkin açıklamaları bırakıp bana göre onların da koruması yoluna gidilmesi gerekli. Mevcut yapıda elimizdeki imkânlar bu. Kerem Hoca’yı maçtaki yönetiminden dolayı tebrik ederim.