Spor Yeni’de Hüseyin Özbarışcı’nın geçtiğimiz günlerde Değirmenlik’in kaptanı Hüseyin Sadıklar ile yaptığı röportajı okumanızı öneririm.
Bir ülkenin sporunu anlamak istiyorsanız, sportif başarılara değil, o ülkenin gençlerine bakın.
Sadıklar ile yapılan röportaj, aslında yıllardır görmezden gelinen bir gerçeği yeniden gündeme taşıdı.
Genç sporcularımızın önünde duran engeller artık bireysel çabalarla ya da federasyonların çabalarıyla aşılabilecek sınırları çoktan geçti. Sorun, yetenek eksikliği değil; sistem eksikliğidir.
***
Bizim çocuklarımız yeteneksiz değil.
Bizim gençlerimiz çalışmaktan kaçan insanlar da değil.
Onların önüne konulan duvarlar, en büyük rakipleri hâline gelmiş durumda.
***
Bir genç sporcu düşünün...
Sabah okuluna gidiyor.
Öğleden sonra antrenmana yetişmeye çalışıyor.
Yeterli malzemesi yok.
Beslenmesi yetersiz.
Psikolojik destek alamıyor.
Uluslararası müsabakalara katılamıyor.
Kulübü maddi sıkıntılar içinde ayakta kalmaya çalışıyor.
Sonra da ondan Avrupa standartlarında performans bekleniyor.
Bu adil değildir.
***
Spor sadece sahada veya pistlerde oynanan bir oyun değildir.
Spor; planlama, bilim, eğitim, ekonomi ve vizyon işidir.
Ne yazık ki biz hâlâ başarıyı tesadüflere bırakıyoruz.
Bir yıldız çıkınca hep birlikte gururlanıyoruz.
Ama o yıldızın yetişmesi için gereken altyapıyı kurmuyoruz.
Oysa dünyanın gelişmiş spor ülkeleri çocukları daha ilkokul çağında keşfediyor.
Bilimsel testlerden geçiriyor.
Beslenmesini planlıyor.
***
Ülkemizde sporun önündeki en büyük engellerden biri de uluslararası izolasyonlardır.
Gençlerimiz çoğu zaman hak ettikleri platformlarda yarışamıyor.
Emeklerinin karşılığını uluslararası arenada gösterme fırsatı bulamıyor.
Bu psikolojik baskı bile başlı başına büyük bir engeldir.
***
Fakat her sorunu yalnızca ambargolara bağlamak da doğru değildir.
Çünkü çözebileceğimiz birçok sorunu yıllardır çözemiyoruz.
Kulüplerimizin mali yapıları güçlendirilebilir.
Antrenör eğitimleri artırılabilir.
Okul-spor iş birliği geliştirilebilir.
Yerel yönetimler spor alanlarını çoğaltabilir.
Özel sektör sponsorluk konusunda teşvik edilebilir.
Sporcuların eğitim hayatı ile spor kariyerini birlikte sürdürebileceği modeller oluşturulabilir.
Bunlar hayal değildir.
Yeter ki spor, seçim dönemlerinde hatırlanan bir propaganda malzemesi olmaktan çıkarılsın.
Spor politikası günlük değil, uzun ömürlü hazırlanmalıdır.
Unutulmasın ki spora yapılan yatırım, aslında topluma yapılan yatırımdır.